301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
09 Nisan 2018 - Pazartesi 12:40
 
Deyimlerin Cemaziyülevvelleri* - 3/3
Cevat ÖZBALTA - Edebi(ha)yat Kokusu
cevatozbalta@gmail.com
 
 

“Deniz, balığı suyla kandıramaz”.

Mevlâna

 

Deyimlerin Cemaziyülevvelleri* - 3/3

Yazı ve söz, ne iyi arkadaştır. Sözün yazıya kaldığı yerde yazının da önemi artmıştır. Nicedir insan unutmamak için yazıya sarılır. Yine de sözün hayatımızdaki yeri büyüktür. Sözü anlamlandıran deyimlerle; İskender PALA’nın “İki Dirhem Bir Çekirdek” adlı eserinde yer alan iki yüz deyimden sıkça kullandıklarımızı üçüncü yazı dizimizle incelemenin sonuna geldik.

Eli Kulağında**

İslamiyet’in 500 – 600 yıllardan itibaren yayılması ile birlikte ezanın okunmasına ihtiyaç duyulmuştur. Peygamber efendimiz, köle olan Habeşistanlı Bilal’in sesi güzel olduğu için ilk ezanı okumasını istemiştir. Ne var ki yeni yeni yayılmaya başlayan İslamiyet’i kabullenemeyen art niyetli insanlar Bilal’i Habeşi ezan okurken taşlar atmaya, ona saldırmaya, hakaret etmeye başlamıştır. Bilal’i Habeşi de onlardan gelen hakaretleri duymamak ve ezanı daha güzel okumak için iki eli ile kulaklarını kapatarak ezanı okumuştur. Ve tam 1400 yıldır; imamlar, müezzinler ezan okurken Bilal’i Habeşi sünneti gibi elleri kulaklarında ezan okurlar.

Eskiden de biri yanındakine: “Ezan okundu mu?” diye sorduğunda, okunmadı ama müezzinin eli kulağında demiştir. Bizlerinde gerçekleşmesi yakın olan işlerde kullandığımız eli kulağında deyiminin buradan geldiğine inanılmaktadır.

İki Dirhem Bir Çekirdek***

Etrafımızda giyim kuşamı özentili olan ve güzel biri gördüğümüzde veya çok zayıf biri gördüğümüzde de iki dirhem bir çekirdek olmuş deriz. Bu deyimimiz aslında iki düşüncemizi de destekler. Şöyle ki; bu benzetme eskiden kullanılan okka ölçü birimine dayanmaktadır.

1 okka yaklaşık olarak 1280 gram gelmektedir. Bunun dört yüzde birine(1/400) de dirhem denir. Dirhem hassas tartılar için gereklidir. Gelin görün ki sarraflar için altını tartmada daha hassas bir ölçü gereklidir. Bu da yaklaşık olarak beş santigrama denk gelen çekirdeğin karşılığıdır. Şimdi hazır olun bu kadar ölçü tartı birimini niye anlattığımıza. Eskiden Osmanlı Altın’ı en değerli para birimidir. Ve ölçüsü nedir, bilir misiniz? İki dirhem bir çekirdek! Bu nükte o kadar güzel bir yakıştırmadır ki; biz bir yerde altın gibisin demek istiyoruz aslında.

Püf Noktası ****

            Hayatın içinde sürekli kullandığımız ama anlamını pek bilmediğimiz bir deyimdir, püf noktası. Vaktinde çanak çömlek imal eden bir usta varmış. Yanında çırağı yıllarca emek verdikten sonra ustasında icazet alıp kendi dükkânını açmak istiyordur. Fakat her isteği ustası tarafından: “Sen bu işin daha püf noktasını öğrenmedin” denilerek reddediliyormuş.

            Çırak dayanamayarak kendi dükkânını açmış. Fakat yaptığı her çömlek, her vazo rahlesinin üstünden yere yıkılmıştır. Çırak dayanamayıp ustasının yanına gider ve yarı mahcup yarı sitemkâr bir şekilde dertlenir. “Ustam sen hep derdin, bu işin püf noktasını öğrenmedin diye, bu yüzdendir yaptığım eserlerin hepsi bozuluyor. Nedir bu işin püf noktası?”. Ustası, gel otur şöyle, der.     Rahlenin üstünde hazırladığı ilk çömlekte oluşan kabarcıklara “püf”demeye başlar. Ve çırak işin püf noktasını öğrenmiş olur.

Şeb-i Yelda*****

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir!

Müptelâyı gama sor kim geceler kaç saat...

(Şeb –i  yeldâyı ne müneccim ne de zamanı hesaplayanlar bilir. Gecelerin kaç saat olduğunu var git derdi olup, sabahlayana sor).

Şeb-i yeldâ kavramı klasik şiirlerde sık sık karşımıza çıkar. Asıl anlamı en uzun gece anlamına gelir ve özellikle 22/23 Aralık ile Ocak ayının ilk haftalarını anlatmak için kullanılır. Tarihine bakıldığında Uluğ Bey’den tutun III. Selime kadar uzanmaktadır. Eskiden zamanları, takvimleri ayarlamakla görevli Osmanlı’da Muvakkitler vardı. Bunların muvakkithaneleri genelde camilere bitişik olarak yer alır ve saatleri, pusulaları, takvimleri ayarlamak gibi görevleri bulunmaktadır. Özellikle Osmanlı’da dışarıdan gelen seyahat ve ticaret gemileri kaptanları buralara uğrar ve pusula ile saatlerini buralarda ayarlatırlardı. Bir süre sonra Osmanlı’dan şuan ülkemizde kalan yaklaşık 72 saat kulesi kent meydanlarına dikildi ve muvakkitlerin görevleri yavaş yavaş bitti. Deyim olarak dilimize pelesenk olan Şeb – i Yelda kavramı aslında bir gecenin uzunluğunun zamanları hesaplayan muvakkitler tarafından hesaplanamayacağını anlatır. Bir gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak derdi, sevdası, gamı ve kederi olan bilir denilir. (Ahmed Hamdi Tanpınar’ın, Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eserinde bir muvakkitin portresi gerçekçi bir şekilde anlatılmaktadır).

Yolunacak Kaz******            

Osmanlı hükümdarları içinde tebdil – i kıyafet eyleyip halkın arasına çıkanlar II. Osman, IV. Murat, III.Osman, III. Selim ve II. Mahmut’tur. II. Mahmut bir gün Sirkeci’ye gelir ve Beylerbeyi’ne geçmek için sandal kiralar. Amacı eşrafın hal hatırını sorup, halkın huzurunu sorgulamaktır. Tebdil-i kıyafeti de bundandır, bundandır ama kayıkçı da yılların sarrafıdır. Tanır padişahı ama hiç oralı olmadan işini yapar. Beşiktaş sahiline doğru gelindiğinde Sultan kayıkçıya seslenir:

- 32 ile aran nasıl?

- 32’yi 30’a vuruyorum, 15 çıkıyor.

- İşitiliyor ki şehirde hırsızlar çoğalmış, sen,n eve de giren var mı?

- Bundan iki ay evvel biri girdi. Bugünlerde de biri dadandı ya hayırlısı...

Padişahın yanında iki tane de asker vardır. Ama konuşmalara akıl sır ermez.

Padişah devam eder:

-Babalık sana iki besili kaz göndersem yolabilir misin?

- Hay hay efendi ruhları duymaz cascavlak ederim.

Bir süre sonra sahile yanaşırlar ve padişah bir kese altını verip askerlerle oradan uzaklaşırlar. Ertesi gün iki asker meraktan kayıkçıyı gider bulurlar ve denize inmesini söylerler. Bir gün önceki konuşmayı merak ettiklerini söylerler. Kayıkçı der ki iki kese altınımı verin anlatayım. Daha sonra başlar anlatmaya. Padişahımız 32 ile aran nasıl dediğinde dişlerimi kastetti. Yani karnım doyuyor mu dedi. Ben de 30’a indiriyorum yani 1 aya ama 15 gün yetirebiliyorum dedim. Eve giren çıkan var mı dedi. Yani kaşık hırsızı, gelinin var mı dedi. Ben de biri evlendi oğlumun diğeri de yolda dedim. Tam o sırada sohbeti kesen kayıkçı sahile geldiklerini bildirip askerleri indirdikten sonra kayıktan seslenir. Üçüncü sualde de iki besili kaz göndersem yolar mısın dedi ya onlar da sizsiniz...

 

*                      Cemaziyülevvel de bir deyim olmak ile birlikte bir durumun, kişinin veya olayın olumsuz anlamda geçmişini anlatmak için ifade edilir.

**                    İki Dirhem Bir Çekirdek, İ. PALA, Kapı Yayınları, 2009, Sf.:79.

***                  İki Dirhem Bir Çekirdek, İ. PALA, Kapı Yayınları, 2009, Sf.:110.

****                İki Dirhem Bir Çekirdek, İ. PALA, Kapı Yayınları, 2009, Sf.:173.

*****              İki Dirhem Bir Çekirdek, İ. PALA, Kapı Yayınları, 2009, Sf.:185.

******            İki Dirhem Bir Çekirdek, İ. PALA, Kapı Yayınları, 2009, Sf.:208.

 

 
Etiketler: Deyimlerin, Cemaziyülevvelleri*, -, 3/3,
Yorumlar
RESMİ İLANLAR

Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Van
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 17.10.2019
Bugün
- 21°
Cuma
- 19°
Cumartesi
- 18°
Van

Güncelleme: 16.10.2019
İmsak
04:47
Sabah
06:08
Öğle
11:57
İkindi
15:05
Akşam
17:37
Yatsı
18:53
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv Arama
Haber Yazılımı